Hıdır Özcan
    web sitesi
  ANASAYFA   ÖZGEÇMİŞ   FOTO GALERİ   MESAJ PANOSU   İLETİŞİM
şiir
 
 Telif Hakları
Anasayfa

   
MAPUSANE KAPISINDA
BİR ÇOCUK


Kıvırcık saçlı sarışın çocuk
Çekmiş iskemlesini
Oturmuş mahpushane kapısına
Dökmüş önüne çillerini
Parmaklarının ucunda özlem
Saymayı öğreniyor

Kar yağsa kıyamet kopsa
Vazgeçmeyecek bu çocuk
Vazgeçmeyecek..
Horoz şekeri almaktan
Bakkal efendi yolunu gözleyecek onun
Usulcacık girecek kapıdan içeriye
"Bir çentik de senden Mehmet Efendi"
"Bir çentik  de senden" diyecek

Kıvırcık saçlı sarışın çocuk
Kaybetti çillerini
Sevişmeyi öğrendi
Dövüşmeyi güzel günler için
Geceler boyu
Genç kadınların hüznünü topladı
Sokak sokak
Umut bıraktı kapı kapı

Sonra çıktı oturdu Ankara Kalesine
Yaktı cigarasını
"Bir çendik de senden baba" dedi
"Bir çendik de senden"

  

                            Ne yaşasak erken
                                 Neyi ertelesek geç


Sen istedin diye
Dağlarda dövüşken horoz
Sen istedin diye
Düştüm sevda ateşine

Söz dinle yüreğim
Ne hızlı ne yavaş
Bir saat dakikliği ile
tak tik tak

Sessiz ve dingin
Yolcuların uğrak yeri ol
Uzak bir kır kahvesinde
Kırık bir sandalye gibi



İLAYDA'YA

                                    Kızım ve A.Yücel'e

Senin adını
Bir ustanın dizesinden aldım
Acemi bir şaire
Usta işi şiir oluyor şimdi

Ne kadar güzelsin
Ne büyük çelişki
Delmiş kör karanlığı
Beyaza yakıştırmışsın kendini

Dirençli ve hesapsız
Adını aldığın çiçek gibi
Üşüse de ellerin...
Uzat tut insan elini...

AŞK VE SEN

Ben aşkı sen bilirdim
Gün doğarken
Sana dönerdi yüzüm

Ben seni aşk bilirdim
Sen suları kirletmeden önce

İLK AŞK

Girdabında deniz çağlardı
Uzanırdı upuzun
Güneş,hava, su
Dudakları ıslanırdı
Çam rüzgarı
Saçları çılgın
Ellerimle kavga arardı
Dudaklarında bahar olurdu
Vişne nar

Kulaklarımı okşardı soluğu
"Okşa beni"
"Sev beni"
"Öp beni"
Çıldırırdı koynumda
Kızgın bozkır gibi emerdi
İliğime kadar
Yaz rüzgarlarıyla

Garipçeydi
Ben böyle halini görmedim
Güneş gibi sıcak
Nehirler gibi uzun
Bir de baktım katlar sevinci
Acı sarmalar
Sokaklara akar
Kavak yelleri uçar gider
Başı dumanlık olur
Bir sigaralık zaman keyfine

Bağırırdı sokaklarda
Avazı çıktığı kadar
Aşk...Aşk...Aşk
Ne olur rüzgarlar
Aldığınızı verin geri

12 EYLÜL

      1

Beş apoletli avcı

Ellerinde sapanları

Sapanlarında

Kuş sürüsü çocuklarımız

 

Balıklar kadar cilveli

Nehirler kadar çapkın

Kızlarımız

Oğullarımız

      2 

Kiminin

Mayın tarlalarında

               bacakları kaldı

Kiminin

Meric'in tel örgülerinde

               kanatları

Kimi

Üşüdü demir parmaklıkların ardında

            3

Ah sevdiğim
Ah bir tanem
İstedikleri iki sözcük
Bir senin
Bir de örgütümün adı

Bir söylesem...
Bir dökülüverse dudaklarımdan
Altın sarısı pulları
Süt beyaz karnı ile balıklar
Yarım bırakacaklar şarklarımızı

Oysa direnmeliyim
Ölüm ve yaşam
İki dudağımın arasındaki sözdedir

 

     .....

Suçumuz

Daha başka güzel şeyler gibi

Çocuklarımızın olması

 

Suçumuz

Daha başka güzel şeyler gibi

Annemizin

Ninni söyediği dilde

Türkü söylemek

ANNEME

Saçlarımı okşamadın diye

Küsüp oturduğum oldu

Duvar diplerine

Doyamadım sevgine anne

Başımı koyup dizlerine ağlayamadım

Sonra birgün

Karlı bir kış günü

Kara dumanlar yükseldi evden göğe

Gelen ağladı

Dost akraba herkimse

Alıp götürdüler seni

Omuzlar üstünde

Gidişin sondu

Dönmeyecektin geriye

Örttüler toprağı üzerine

GÖÇEBE

Göçebe sevdalıyım

Bulutlar gibi

Bütün haritaları ezberledim
Bütün sınırları.
 
Yasaklarını geçtim .. 
Sularına  bıraktım  kendimi
Pencerende  kuş misali
Üşüdüm zemheride...
          2 
Biliyoruz ikimiz,
Kaçış  yok aslında...
Aşk yüreğimizdeki ...sızı
Hep gölgemiz...
Hep bize yakın 
        3 
İlk soru
Ayrılığın ilk tohumuydu 
İkincisi filiz 
Sorular çoğalınca
Aşk  bitecek,
Sen  
Senin için düşündüklerimi 
               artık bilmeyeceksin 
           4 
Göçebe bir buluttum
Güneşe uzanmıştım...
              dokunacaktım.
Yağmur oldum..
             Sen sularımdaydın..
 Seni terk ettiğim ülkeyi hiç bilmeyeceksin 
             5 
Bütün gömütleri dolaştım
Öğrendim büyük hazinelerin gizini,
Büyük bir sır gibi sakladım seni 
Nedenini  sen bilmeyeceksin
 
Bu şiiri okuyorum dostlara
Tükenişini bir aşkın
Bir kadın hüznünü asıyor duvara 
Çiçeğe boyuyor çimenleri 
           6    
Göçebe bir bulutum
Çimen  sevdalısı
Su taşıyorum çiçeklere
Toprağına bırakıyorum kendimi
 
Doruklarına çıkıyorum
Soluk soluğa...
Sıcaklığı  sarıyor bedenimi
Kuytuluklarında saklıyor beni 
            7 
aşk bitti ben yenisindeyim
Unuttum onu terk ettiğim ülkeyi.....
 
        
         ÇIĞLIK
               1
   Gece sensiz ve uzun
   Yıldızlar solmuş
            Aç çocuk gözü
            Ay yorgun
            Güneşi tüketiyor içinde
    
    Gittin
    Buğulu gözlerle seyrettim gidişini
    Caddeler kibirli
    Sokaklar ıslak
                      Kaldırım  taşları
                      Avuçlamış gözlerini  
                       Ağlıyordu
 
    Bir gelincik çiçeği
    Savurmuş bozkıra tohumunu
    Elleri cebinde
   Üşüyordu                                                                           
           2       
     Yalnızlık 
     Hüzün  sallıyor penceresinden
                   Ardı sıra koşuyorum
                   Giden trenlerin  
                   Uzak şehirlerde seni soruyorum,
     Dalgalarda ışıldıyor yüzün
     Galata kulesinde yangın
     Kız kulesinde 
     Korsan gözcülerine soruyorum
                      Sevda yağlı urgan boynumda
                      Yanık et kokuyor çığlığım.
                       Sevgili ...Çığlığımı duydun mu.
       3
   Bir yıldız kaydı 
   Bir yıldız daha
   Avuç avuç savruldu yıldızlar
   Laş deresi kan aktı
   Munzur’un  kıyısına vuruyor cesetler
                                      
                      Sevgili…
                      Yangınlar kaçağı bir ülkeyim
                      Söğüt dallarına sığınmış
                      Çığlığımı duydun mu. 
      
                                               AYRILIK  VAKTİ   
                                                                     
                                               Karşımda sen 
                                               Masa  sustu 
                                               Büküverdi dudaklarını tabak
                                               Havada hüzün dolaştı
 
                                               Bilmeliydik.
                                               Konuşsak duymayacağız...
                                               Sussak ....
                                               Kelebek ömrü aşkımız.
                                               
                                               Haydi git çocuk 
                                               Ya o içimizdeki giz.
                                               Kırılan dal
                                               Solan ebem kuşağı
 
                                               Bu düş bitti.. Bu sokak eskidi..
               2
Git  doğduğun kente
Yazılarında dolaş
Munzur'un kıyısında otur
Dokun çağlayışına sularının

Biliyorum sen de döneceksin
Kuşlar da döner çünkü
Sular da
Yağmurda ıslanır saçlarımız

Hadi git...

Eski bir öyküde kaldı kalbim

 
 
                                           
HADİ GEL
 
Seni bekliyoruz
Ben 
Toprak 
Ve aşk
 
Seninle başlayacak her şey
Cemre suya düşecek
Toprak doğuracak
Canlanacak börtü böcek
 
 
Hadi gel
 
Akdeniz dolsun odama
Uçup serçe misali
Dağdan dağa
Kapı kapı dolaşıp
Haber vereyim dostlara
Güneş gibi 
Düşelim toprağa
 
Hadi gel
 
Seni bekliyoruz
Ben 
Toprak 
Ve aşk
 
 
KENAN BİLGİN'E 
                              1994 Yılında gözaltında kaybedilen Kenan Belgin'e
Nasıl da aramıştım seni
Gül yığınağı gülüşlerini öpmek için
Kimbilir şimdi nerdesin
Hangi kırlangıç yuvasında
Uzatıp dumansız ateşe
Küçücük sevinçlerimizi
İçindeki ıslık sesini boğarak
Türkülerimizi söylemektesin
 
Kimbilir belki de sen şimdi
Oturmuşsun tepe başında
Munzur'un
Nazlı nazlı akışını seyretmektesin
Belki de 
Çıyanlar sarmıştır etrafını
Ölüm bir mermi atımı yolda
 
Belkide
Bir sinama kapısında
zülüfleri yanaklarına dökülmüş
O koca gözlü
Kızı beklemektesin
 
Gecenin karanlığında
Boğazladılar sesini
Kan sıçradı yıldızlara
Kanatları kırıldı ruzgarın
Gülümsemen vurdu kentin kıracına
Hastahane kapılarına koşarım
Morgalara
Bulamam seni bilirim
Tutamam ellerini
Çizemem resmini
 
Sen nerdesin
 
                                        AŞKIN KEŞFİ
KÜÇÜCÜK BİR DERECİKTİ
AŞK DOKUNUNCA ELLERİNE
TUTUNUP BİR NEHİRE
DERYALARI FETHE GİTTİ
 
BİR NEHİR YAZILARDA TÜKENDİ
                    AVUÇLARIMDA YAĞMUR KOKUSU 
 
 ERTELENMİŞ AŞK
Kaç kez geldim sana
Çekingen adımlarla
Bir sürgün gibi sessiz
Geçip gittim sokağından 
 
Bir kez daha kapındayım
Pencerende savrulan rüzgar
Islık sesi yalnızlık
Sessizliğine karışıyor gizim
 
Ertelenmiş bir aşk bu
Yıldızlara sevdalı bir adam
Deryalara geçirmiş tırnaklarını
Gizini söyleyecek
 
 
 ........... 
SEN BENİM
EN GENÇ
EN YAŞLI
SEVDAMSIN
 
SANA OLAN AŞKIMI
TOZLU KİTAPLARIN ARASINDA BULDUM
SAKLANANI BAYRAK YAPTIM
BİR
ÜÇ
BEŞ
...
DÜŞENLE
YENİDEN FİLİZLENDİM
GÜRLEDİM MUNZURUN AK KÖPÜKLÜ SULARINDA
SU VERDİM GELİNCİKLERE
YAŞAMAYI
KAVGAYI 
VE HER BAHAR
YENİDEN DOĞMAYI ÖĞRENDİM. 
  
 ESMER TANRIÇA
Esmer bir tanrıçaydı
Ellerini uzatsa 
Kuşlar konardı pencereme
Bir pınar dökülürdü  omuzlarından 
Hangi çağlayana düşsem
Sularına koşardım onun
Ama tanrıçalar da korkuyor aşktan
 
Bir düş kursak birlikte
Güller bitiyor yanağında
Hangi şehre gitsem onda geziniyorum
Her parçam bir başka yanında kalıyor
Irmaklar düğümleniyor boğazımda
Dudaklarımda ona söyliyemediğim sözler
Çünkü ben de korkuyorum aşktan
 
Çünkü korkuyoruz aşktan
Her aşk çalıntıdır başka sevgiliden 
Eski aşkın
Hüznünün taşır yeni sevgiliye
Her aşk biraz yalnızlıktır
Biraz yolculuk
Gittikçe kalabalıklaşıyor yalnızlığımız
 
 
  KOCA ÇOCUK
 
Bir çocuğa
Koca bir çocuğu anlattım
Bir düşü
Anlamadı
Sustu
Ne de olsa çocuktu
Uzandı
Tutmak için 
Güneşi ellerinden
Öğrendi
Sevdanın el yaktığını 
 
 
 
TUT Kİ SEVDALANDIN                                               
Tut ki sevdalandın
Ateşle oynadın
Yüreğin tutuştu
Tut ki
Söz dinletemedin
İçindeki uçarı çocuğa
Azgınlığa vurdu
Uslandıramadın
 
Tut ki 
Bir eylül akşamı
Ürkütmeden 
Dağ tavşanını
Alaca geyikleri
Serçe kuşları
Sevgilinin ellerini kaçırdın
Sokak lambalarından
Yanaklarına
Çiğ düşmesi bir öpücük kondurdun 
Başını göğsünün maviliğine koydun
Eski aşk öykülerini anlattın ona 
Leyla'yla Mecnun'u
Ferhat'la Şirin'i
 
Tut ki
Taş taş üstüne koydun
Umutla ördün sevda duvarını
Alıp tutsak ettin kendini
Sevdalara
 
Bütün tutsaklar gibi
Sen de özgürlüğü severdin
Güneşli bir nisan sabahı
Bir uçurtma gibi değil
Bir serçe kuş gibi
Uçmak isterdin
Papatya tarlalarına
Kır çiçeklerine
 
Bir pınar olmak isterdin
Süzülüp
Çakıl taşlarının arasından
Çaylara, ırmaklara akan
Okyanusça uzatırdın ellerini
Kucaklamak isterdin
Dünyanın bütün çocuklarını
 
Ama
Düşle yaşanmıyor güzelim
Avuçlarımızdan uçup gidiyor
Yıldız şenliği 
YAŞAM
 
       2
İkide bir
Pencerene çıkıyorsun
Yıldızlara dalıyorsun
Uzak sevişmelere
Yakın ayrılıklara
Sonra
Hırsla örtüyorsun
Karanlığı aydınlığa
Kapanıp
Dört duvarın arasına
Sözcüklerle
Saklambaç oynuyorsun
 
Ama düşle yaşanmıyor
Avuçlarmızdan
Uçup gidiyor
Yıldız şenliği
Yaşam
 
...............
Ne kadar çok sevsem
O kadar tüketiyorsun
Ne kadar tüketsem
O kadar çoğalıyorsun 
Gülümsemene
Bir serçe kuş uçursam
Dönüp konar
Yüreğimin pervazına
 
Kanar hasretin
Kumsala vuran balık misali
Çırpınırım
Ölümle yaşam arasında
 
GİZLİ AŞK 
Ne zaman gözlerine dalsam
Kocaman iç çekiyorsun
Kanatarak nefesini 
Susuyorsun
 
 
Zaman eskidi gözlerinde
 
Su ateşe değdi
 
Yasak kitaptı bedenin
 
Ezberledim
 
 
Adın yasak şehrimde
 
Şehrimin adı yasak
 
Kor düşmüş coğrafyama
 
Ülkemin adı yasak
                                              
 
     ADNAN                            
Şehrine gittim Adnan
Senin çocukluğuna
Benim ilk gençliğime
  
Dehşet zamanıydı
Narlar toprağa dağılmış
Kuşların kanadı kırık
Dicle umarsızdı.
 
Şehrinde
Heybetli surlara sığmamış 
Savaş artığı insanlar
 
  2
 
Şehrine gittim dostum
Şehvetli bir kadın gibi 
Beni aldı kollarına
  
Şehrin sabrın membası  
“Dinle” diyor 
“Sesimi duy”
“Nefesimi hisset”
  
Dinledim şehrini
Kadim şehir
Duru bir söz oldu
 
 
    SAKLI HAZİNE 
            1 

Bir zamanlar güzeldin

Yağmur sonrası

Temiz hava

Ufkun son çizgisi

 

Islık sesiydin gecede

Sevindiğim an

Dudaklarımda ayazma

Korkularımda sığınağım

 

            2

Bir zamanlar sevgilimdin

Saçlarında rüzgâr

Gözlerinde gizem

Sevdaya giden yol

 

Hüzünlendin mi

Gökyüzü bulaşırdı gözlerine

Öyle güzeldin ki…

Belki de öylesin hala

           

          3 

Kalma git dedim

Pınarlar tükensin

Kuytulukta sakladığım anı

Yüreğimde gömüt ol

 

Keşke gitseydin…

Saklı hazinemdin

Öğrendim gizini

Deştim…

            Kanadı

   

      

KASABA VE SEN

            1

Bir kasaba

Dayamış sırtını dağlara

Sessiz

Yorgun

Sermiş

Elbiselerini

Çamaşır iplerine

Kasketi ıslak

Üşüyor

 

Güneşin ateşi sönmüş

Gök gri

Caddeler yitirmiş sokaklarını

Taş evlerde hüzün

Ekmeğini sudan çıkaran adamlar

Denizde unutmuş gülüşlerini

Kumsalda

Yazdan kalma

Ölü aşklar

  

            2

Ağaçlar soyunmuş

Çıplak

Toprak

Almış koynuna sapanı

Süngülenirken

Yeni hayatlar düşüyor

Döl yatağına

Doğa

Gelinliğini giymeye hazırlanıyor

 

Kocamış bir kadın

Kocamış bir adam

Ellerinde

İlk mahcubiyetleri

Yüreklerinde

El yakan öyküler

Sessiz adımlarla

Çocukluğuna yürüyorlar

 

Yalı  uykuda

Dalgalar mahmur

Dağlarda

Rüzgârın sesi

Ağaçlarda kuşlar senfonisi

Balıkçı ağlarında martılar

Kasaba

Tutmuş nefesini

Taş evlerin kulağı eşikte

Seni bekliyor

 

            3

 

Yüreğimde

Asi gençliğimden kalan

Prangalar

Beynimde

Yoksul gecelerimizde

Çoğalttığımız sözcükler

Ellerimde

Bulutlardan aldığım

Bir tutam yağmur

Seni bekliyorum

 

Sevgili

Suların akıp gittiği yok

Aynı sular

Aynı kayaları

Dövüyor

Aşk

Ufka akarken

Bozkır buğulanıyor

Bütün acıları bastırıyor

Seni özlemek

 

Hazır

Aşk düşünüyorken

Gel…

Sularına götür beni

Dağlarına

Gün ağarsın kollarında

  
 
Web sağlayıcı: Yurdum Yazılım